Kendi Peşimden Giderken

Mitolojilerde kahramanlar yolculuğa çıktıklarında önce bildikleri dünyadan ayrılırlar. Güvenli kıyıyı arkalarında bırakır, bilinmeyene doğru ilerlerler. Karşılarında ne olduğunu tam olarak bilmezler. Bildikleri tek şey, geri dönmeden önce bir sınavdan geçmeleri gerektiğidir.
Kahramanın yolcuğu hiçbir zaman sadece dışarıda gerçekleşmez. Asıl yolculuk içeridedir. Kahraman ormana girer, denize açılır, dağa tırmanır, bir canavarla karşılaşır. Ama karşısındaki canavar çoğu zaman kendi korkusunun başka bir biçimidir.
30 Ağustos 2026, Çanakkale Boğazı’nı ilk kez geçeceğim. Büyük heyecan içerisindeyim. Hep birlikte kuş sürüsü misali suya rengarenk bir şekilde girdik. Rotam belliydi. Direkt, Türk bayrağı, stadyumun E.T.’ye (cocukluğumuzdaki E.T. filmi) benzer ışıkları ve Gestaş geçilmeyecek. Karşı kıyıya baktığım zaman nasıl çıkacağımı bilemediğim gibi karşımda daha önce hiç yüzmediğim kilometrelerce su... Acaba çıkışa ulaşabilecek miydim? Yarışa başladığımız zaman ilk 10 dakika kadar takım arkadaşlarımla birlikte yüzdüm. Bir süre sonra gruptan ayrılmak istedim. Birinin temposuna kendimi sığdırmak pek içimden gelmedi. Yolculuğumda önümde, arkamda, sağımda, solumda su. Altımda derinlik. Üstümde gökyüzü ve ben vardık.
Rotamı oluşturarak sağa doğru yüzmeye devam ettim. Su, akıntı, hafif dalga, deniz anaları hepsi birbirini tamamlıyordu. Sanki bana hepsi nazikçe eşlik etti, yolumu tarif ettiler.
Bu geçiş bana bir şeyi yeniden hatırlattı. Bazen yanında biri olmadan yüzmek yalnız yüzmek değildi. Bazen insanın yanında kimse olmadanda yolunu bulması gerekiyor. Öyle değil mi?

Bazı kıyılara yaklaşmak için her zaman kalabalıkla değil kendi gücünle ulaşmıyor musun? Bu geçiş benim için yanlızca bir boğaz geçişi değildi. Her kulaçta kendimleydim, korkularımla, yorgunluklarımla, gücümle, yapabildiklerimle ve yapamadıklarımla. Ve karşı kıyıya ulaştığımda (1.23’te beni şaşırtan ve daha cok cesaretlendiren bir sürede geldim) geride sadece kilometreler değil kendimle verdiğim büyük mücadelenin beni dönüştüren tarafındaydım.
Yazımı kahramanın yolculuğunu cesaretle sürdüren hepimize armağan ediyorum.🌸
Kahramanın yolcuğunda mitolojik bir nokta vardır, o da artık onu kimse kurtaramaz.
Ne Tanrılar yetişir, ne kahraman dostları, ne de geride bıraktığın dünya. İşte dönüşüm tam orada başlar. Kahramanlar çoğu zaman büyük zaferlerle hatırlanır. Oysa kahramanı karşı kıyıya götüren şey çoğu zaman o büyük an değil, kimsenin görmediği yüzlerce küçük karedir. Devam etmek, birkaç kulaç daha, sonra bir tane daha…




Yorumlar