top of page

Bir Boğaz Masalı

1 Eyl
4 dakikada okunur

2021 yazı. Bodrum’da Mazı koyu...


Pandeminin göbeğinde olabilecek en izole tatil sitelerinden birinde denizdeyim. Tek başıma denizin ortasındayım ve bundan pek memnunum. Zira o ana kadar denizde rüzgar sörfü yaparken maske takan insanlar görmüş olan bu gözlerin daha fazla kanamaması hayrımadır diye düşünüyorum. Sonra birkaç kulaç atıyorum. Diyorum ki “hazır kimse yokken kulaçlı yüz”. Çünkü güzel yüzmediğimi düşünüyorum. Bir iki üç kulaç derken içime bir sevinç yükleniyor. İnanılmaz bir neşe! “Oluyor ya!” diyorum içimden, “dünden daha iyi yüzdüm!” Sonra nefesime bakıyorum. Tıkanmadım. Kulaçlarımla nefesim de uyumlanıyor sanki.


O an Mazı koyunda güneş batmaya yakınken denizle konuşmayı öğreniyorum. İçsel bir beceri peyda oluyor. “İste!” diyor. Deniz mi diyor bilmiyorum. Ama madem öyle diyorum: “Bundan daha iyisi nasıl olur?” diye soruyorum. “Daha iyi nasıl yüzerim, daha neler olabilir?”.

Sene 2026. Ağustos ayı. İstanbul Boğazı’nı aynı neşeyle, çocuksu bir sevinçle yüzüp parkuru sağlıkla ve keyifle bitiriyorum. 5 sene önce Mazı’da düzgün kulaç atmaya çalışırken kimseye görünmemeye çalışan o kadının evrene sorduğu sorunun cevabı tam da boğazın ortasında içine fısıldanıyor “Hoşgeldin :)”. “Yeni gelmedik, geri geldik bebeğim” deyip ben de ona takılıyorum :)


2 sene önce Yüzme İdman Yurdu’nda yüzmeye başlamamın sebebiydi Boğaz Yarışı’na katılmak. 10 küsür yıldan fazladır yüzen, hayatının her döneminde suyla haşır neşir olan ve fakat takıma girdiğinde aslında yaptığı şeyin yüzmek olmadığını anlayan Sıla ben :)


2025 yılı hedefim İstanbul Boğazı’nı yüzmekti. Taha hocam bunun o sene olamasa bile 2026 hedefimiz olacağını söylemişti o zaman. Hedef belirlememizin ardından çalışmalarımız da bu havuz seçmesine yönelik oldu elbet. Bu süre zarfında federasyonun tüm havuz yarışları ile özel yarışmalara da katılmaya başladım. 2025 yılı havuz yarışlarında hem havuzda yarış psikolojisini hem bu işin tekniğini simüle ettik gibi oldu aslında. Tabiki hiçbir antrenmanı kaçırmadım.


Takım antrenmanlarında, yarışlarda ve tüm bu süreçte öğrendiklerimi, fark ettiklerimi, disiplinimi, bu işe giderek artan tutkumu, zaman zaman artan azalan motivasyonuma rağmen “orada” olmayı seçmeyi, nefsimin ve egomun  nasıl da terbiye olduğunu anlatsam konu Boğaz Yarışı’ndan biraz uzaklaşabilir. Bu neden bu konulara şimdilik detaylı girmemekle birlikte hedefi gerçekleştirmede bu sürecin içindeki tüm kazanımların pay sahibi olduğunu ve hatta bu kazanımların hedefin kendisini gerçekleştirmekten bile daha kıymetli ve eşsiz olduğunun altını özellikle çizmek isterim.


2025 Boğaz Seçmesi’ni 5 saniye ile geçemeyince yaşadığım duygusal boşalmayı hatırlıyorum. Bugün baktığım yerden aslında hedefi anlamın üzerine koyduğumu görüyorum. Nitekim bu seneki boğaz seçmesi öncesi geçirdiğim zor bir hafta sebebiyle olsa gerek zihnimin kendini aldığı güvenli alanda potansiyelimin oldukça altında yüzerek aynı duygusal boşalmayı tekrar yaşadığımda oturup birkaç gün buna kafa yordum. Çıkan sonuç da şu oldu: “Boğaz bir sembol. Sembolü anlamın ötesine koyma, oyunun tadını çıkar”. Sonucu aldım cebime koydum önüme baktım. Seçme sonuçları açıkladığında geçtiğimi gördüğümde beklemediğim bir şey fark ettim. Geçen sene olsa bu sonucu görse havalara uçacak Sıla, şu anda bunu keyifli bir haber olarak karşılamış ve arkadaşlarıyla beraber yüzeceği için mutlu olmuştu. Anlamı sonuçta değil sürecin kendisinde bulmayı becermiştim bence. Bunu fark etmek bile heyecan vericiydi.


Velhasıl yarış günü geldi çattı. Sıcacık bir günde, organizasyonundan gönüllüsüne, fotoğrafçısından yarış kitinin detaylarına muhteşem bir alana girdik. Kuruçeşme Parkı’nda Yüzme İdman Yurdu çadırımızın altında toplaştık. Heyecandan bitmiş vaziyetteydim! Vapur bizi yavaş yavaş almaya başladı. Alkışlarla vapura uğurlanırken hiçbir açık su yarışında bu denli heyecanlı ve mutlu hissetmediğimi fark ettim. Belki yüzme maceramın yeni bir boyut kazanmasının vesilesiydi Boğaz, bu nedenle de hissi çok başkaydı. Vapurumuzun hareket etmesiyle inanılmaz bir deniz eskortu ile Kanlıca’ya götürüldük.


Buddy’im Gülfer’le tüm boğazı beraber yüzmeye niyet ettik ve ilk kulaçtan finish’e kadar birbirimizi hiç bırakmadan yüzdük. Bir kere sadece bu bile insanları birbirine bağlayan müthiş bir deneyim. Onun dışında Boğaz’ı suyun içinde görmeye gelirsek… Aşık oldum! Öyle ki; sarhoşluğunu hala atabilmiş değilim.. Ben hangi ara ne zaman, nereden geçtim, ne ara bitirdim bu parkuru diyorum. Tek hatırladığım köprünün altından geçerken denize gülümsediğim ve Rumelihisarı’nda durup hisarı hayranlıkla seyredişim… Bunu haketmiştim.. 

Galatasaray adasına yaklaşırken yarışın esas burada başlayacağını biliyorduk. Tam da denildiği gibi adaya 200-300 mesafede kalıp sonrasında finish’e yüzmeye başladık. Burada bahsedilen ters akıntı ve aniden dalgalanan denizde biraz zaman kaybettik. Ama o kadar mutluydum ki denizin dalgalanmasını “oyuna davet” gibi almayı tercih ettim. İçimden her zaman yaptığım gibi konuştum denizle; “Tamam ben varım” :) Dalga benim için mücadele değil, oyun oldu. Haliyle böyle olunca, onunla mücadele enerjisine girmeyince deniz benimle biraz oynayıp kıyıya gönderdi:)


Ve sonunda finish! Gülfer’le son 200 metrede finişe gitmenin mutluluğuyla yüzmeye devam ettim. Bir anda omuzunda bir el! Gülfer su altı fotoğrafçısını suyun altında dürtmüş hadi poz verelim diyor! :) Kaç açık su yarışında sualtı fotoğrafçısı bulacağım diye türlü taktikler deneyen ama her seferinde eli boş çıkan ben bu fırsatı kaçırır mıyım? Fotoğraf mühim! :) Sevgili Alp Baranok bizi kırmadı, harika bir su altı fotoğrafımızı da çekti. Biraz poz, biraz sohbetle uzayan süremiz umurumuzda bile olmadı. Muhteşem bir rotayı keyifle ve sağlıkla yüzmüştüm :) Şimdi sırada ikinci kez Çanakkale Boğazı parkurumuz var sırada. İki hafta üst üste bu iki ikonik parkuru yüzmek ve bu ralli havası muhteşem!


Özetle, kimi süresinden memnun değildir, kimi organizasyondan böyle yarışlarda. Kimi kürsüye bile çıkar ama organizasyonu beğenmez. Bildiğim ve bu iki yıllık süreçte öğrendiğim bir şey var ki o da sevdiğin şeyde gelişirken kalbini körleştirmemek, güzelliği sıradanlaştırmamak ve de egonu her daim terbiye etmek sana hedeflerinden çok daha fazlasını kazandırıyor...


Nitekim İstanbul Boğazı’nı bugün yüzmüş kıtalararası bir yüzücü olarak bu hayalimle başlayan yolculuğun beni kişisel ve sporcu olarak iki sene içinde taşıdığı yeri hayretle ve şükürle izliyorum. İki yıldır tuttuğum bir yüzme günlüğüm var. Arada bu tür seçmeler ve yarışlar gibi sıçrama tahtası denilebilecek deneyimler sonrasında da kafamı ellerimin arasına alıp düşünme ritüellerim. Her bir sayfada, her bir deneyimde görüyorum ki Boğaz’lar bahanedir, dönüşüm ise esas gerçek…


Ama Hisar’ı suyun içinden bir görseniz! Of! :) Yüzmeden geçmeyin derim :)

Canım takımıma ve tüm hocalarıma bu süreçte bana olan sevgileri destekleri için sonsuz teşekkür ederim.




2 Yorum

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
5 üzerinden 5 yıldız

Sıla inanılmaz güzel öykülemişsin yine:) Teknik, mental deneyimleri edebi bir dilde okumanım keyfini yaşamak da ayrıymış😂Yüreğine sağlık🫠🍀🫶

Beğen
Şu kişiye cevap veriliyor:

Vildancım çoook sevindim okumana da beğenmene de çok çok mutlu oldum teşekkür ederim canım 🥰🥰🥰

Beğen
bottom of page